Dilinden düşmemek deyimi nedir ?

Simge

New member
Bununla birlikte toplumsal beklentilerin iletişim tarzlarını etkileyebildiğine ilişkin araştırmalar var. Bir akademik incelemede kadınlara yönelik stereotiplerin daha çok başkalarının iyiliği, sıcaklık ve ifade edicilik gibi “communion” özellikleriyle; erkeklere yönelik stereotiplerin ise hedefe ulaşma, rekabet ve kendini ortaya koyma gibi “agency” özellikleriyle ilişkilendirildiği belirtiliyor. APA

Bu ayrımı “kadınlar böyledir, erkekler şöyledir” şeklinde okumamak gerekiyor. Daha doğru yorum şu olabilir: Toplumsal roller, insanların aynı olayı anlatırken hangi yönünü öne çıkaracağını etkileyebilir.

Örneğin bir erkek arkadaş grubunda yeni satın aldığı otomobili sürekli konuşuyorsa, bunu performans, yakıt tüketimi veya kullanım maliyeti üzerinden anlatabilir. Başka bir erkek aynı konuyu otomobilin arkadaşlarıyla yaptığı yolculukların anıları üzerinden anlatabilir.

Aynı şekilde bir kadın iş yerindeki bir problemi sürekli gündeme getirirken bunun ekip üzerindeki etkisini, ilişkileri veya çalışma ortamındaki gerilimi vurgulayabilir; başka bir kadın ise doğrudan “Bunu nasıl çözeriz?” diye yaklaşabilir.

Buradaki önemli nokta, kişinin cinsiyetinden otomatik olarak iletişim tarzı çıkarmamaktır. APA'nın toplumsal cinsiyet araştırmaları da katı “kadın-erkek iletişimi” kalıplarının gerçeği fazla basitleştirebildiğine dikkat çekiyor. APA+1

Peki insan neden bir konuyu dilinden düşürmez?

Psikoloji açısından bakıldığında tekrarın arkasında farklı nedenler olabilir.

Birincisi duygusal önemdir. Çok sevilen bir kişi, yaşanan güzel bir olay veya gurur duyulan bir başarı sık sık anlatılabilir.

İkincisi çözülmemiş meselelerdir. İnsan bazen sonuçlandıramadığı bir problemi sürekli anlatır. Örneğin iş yerindeki haksızlık, aile içindeki tartışma veya uzun süren bir anlaşmazlık tekrar tekrar gündeme gelebilir.

Üçüncüsü sosyal bağ kurmadır. Aynı anıyı arkadaşlarla tekrar tekrar paylaşmak, yalnızca bilgi aktarmak değildir. Ortak geçmişi hatırlatmak ve grup kimliğini güçlendirmek için de kullanılabilir.

Dördüncüsü ise kimlik oluşturma olabilir. Bir insanın sürekli söz ettiği şeyler, onun kendisini nasıl gördüğü hakkında ipucu verebilir. Sürekli işinden bahseden birinin mesleği hayatında önemli olabilir; sürekli seyahatlerinden söz eden birinin gezmek, keşfetmek veya özgürlük kavramlarına önem vermesi mümkün olabilir.

Fakat bunlar kesin psikolojik teşhisler değildir. Bir insanın bir konuyu sıkça anlatmasından tek başına kişiliği hakkında kesin sonuç çıkarılamaz.

“Dilinden düşmemek” neden bazen rahatsız edici olur?

Tekrarın bir sınırı var. Bir konu ilk anlatıldığında ilginç olabilir; beşinci, onuncu veya yirminci kez gündeme geldiğinde çevredeki insanlar için yorucu hâle gelebilir.

İşte burada deyim hafif eleştirel bir tona bürünebilir:

“Tamam, başına geleni biliyoruz; artık bunu dilinden düşürme.”

Bu cümlede mesele konuşmanın kendisi değil, tekrarın karşı tarafta oluşturduğu bıkkınlıktır.

İletişim bilimleri açısından bakıldığında burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: İnsan bir şeyi tekrar ederek kendisi için anlamlandırıyor olabilir; dinleyen kişi ise aynı tekrarın artık iletişim değeri taşımadığını düşünebilir.

Bu nedenle “dilinden düşmemek” deyimi aslında konuşanla dinleyen arasındaki farklı algıyı da güzel biçimde yakalıyor.

Deyimin günlük iletişim açısından verdiği önemli mesaj

Bence bu deyimin en ilginç tarafı, konuşmanın yalnızca bilgi aktarmak olmadığını göstermesi.

Bir kişi aynı konuyu tekrar tekrar anlatıyorsa bazen yeni bilgi vermiyordur; fakat kendisi için o konunun anlamını yeniden kuruyordur. Dinleyen açısından “Bunu zaten biliyoruz” denilen şey, anlatan kişi açısından hâlâ çözülmemiş veya paylaşılmaya değer olabilir.

Bu yüzden “dilinden düşmemek” ifadesini sadece “çok konuşmak” olarak yorumlamak eksik kalır.

Bir kişinin dilinden düşmeyen konu, çoğu zaman onun gündeminde kalmayı başarmış konudur. Bu konu sevgi de olabilir, öfke de, başarı da, pişmanlık da, merak da.

Deyimin benzer ifadelerden farkı

Türkçede aynı konu etrafında dönen birçok deyim bulunuyor:

“Diline dolamak” - bir şeyi sürekli söylemek veya bir kişiden sürekli söz etmek anlamında kullanılabilir.

“Dilinden düşürmemek” - aynı şeyi sık sık tekrarlamak, sürekli bahsetmek anlamındadır.

“Diline pelesenk etmek” - bir sözü veya ifadeyi sürekli tekrarlamak anlamı taşır.

“Dillerden düşmemek” ise daha farklı bir bakış açısına sahiptir. Burada tek bir kişinin konuşmasından ziyade, bir kişinin veya olayın birçok kişi tarafından sürekli konuşulması söz konusudur.

Örneğin:

“Şarkı çıktığından beri dillerden düşmüyor.”

Burada şarkıyı herkesin konuşması veya söylemesi ön plana çıkar.

“Şarkıyı dilinden düşürmüyor.”

Burada ise belirli bir kişinin şarkıyı sürekli söylemesi veya ondan söz etmesi anlatılır.

Bu küçük farklar, Türkçedeki deyimlerin ne kadar hassas anlam ilişkilerine sahip olduğunu gösteriyor.

Forumda tartışmaya değer birkaç soru

Sizce bir insanın bir konuyu sürekli anlatması, o konuya verdiği değeri gerçekten gösterir mi?

“Dilinden düşürmüyor” sözü sizce daha çok olumlu bir hayranlık mı, yoksa hafif bir bıkkınlık mı çağrıştırıyor?

Çevrenizde sürekli aynı kişiden veya olaydan bahseden biri var mı? Sizce bunu yapmasının nedeni ne?

Bir problemi sürekli gündeme getirmek sizce “şikâyet etmek” midir, yoksa çözüm aramanın bir yolu olabilir mi?

Ve en önemlisi: Bir konuyu çok sık konuşmak ile o konunun zihinde gerçekten önemli olması arasında nasıl bir ilişki var?

“Dilinden düşmemek” deyimi tam da bu nedenle yalnızca bir sözlük maddesi olarak görülmeyecek kadar ilginç. Deyim, Türkçenin tekrar davranışını nasıl algıladığını, konuşmanın sosyal ilişkilerdeki rolünü ve insanların önem verdikleri şeyleri söz yoluyla nasıl sürekli canlı tuttuğunu gösteriyor. Türkçedeki deyimler üzerine yapılan akademik çalışmada konuşma kategorisinde aynı şeyi sık konuşmayı anlatan 19 farklı deyimin bulunması da bu dilsel eğilimin tek bir kalıpla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. DergiPark

Kısacası “dilinden düşmemek”, bir kişi, olay veya konudan sürekli söz etmek, onu konuşmaların tekrar eden konusu hâline getirmek demektir. Bazen sevginin, bazen hayranlığın, bazen öfkenin, bazen de çözülememiş bir meselenin göstergesi olabilir. Deyimin gerçek anlamını belirleyen ise her zaman cümlenin bağlamıdır.
 
Üst